Madencilik denince çoğu zaman akla önce risk gelir. Doğaya verilen zarar, yerel halkla kurulamayan ilişki, geride kalan tahribat ve toplumsal hafızada kalan kötü örnekler... Bu önyargıların önemli bir kısmı da ne yazık ki tesadüf değil. Paydaş ilişkilerinin ve sosyal onay (social license to operate) kavramının yeterince önemsenmemesi, çevre yönetimiyle ilgili teknik konuların kamuoyuna anlaşılır biçimde aktarılamaması, çatışmaların başlıca nedenleri.
Tam da bu yüzden bugün asıl soru şu: Bir maden projesi, gerçekten doğayı ve insanı odağına alan farklı ve sürdürülebilir bir modele dönüşebilir mi? Bizce evet. Ama bu, ancak çevresel ve sosyal etkileri projenin ana sorumluluğu olarak ele almakla mümkün.
Muratdere Projesi: Oyuna Nasıl Girdik?
Muratdere Madencilik'in Bilecik Bozüyük'te geliştirmek üzere yola çıktığı yatırımda bizi etkileyen şey tam da şirket yönetiminin bu yaklaşımı oldu. Geçmiş yıllarda yerel halkla yaşadıkları iletişim çatışmaları nedeniyle projenin ÇED süreci sonlandırılmıştı ve Etki Fabrikası olarak bu sürecin ardından şirketin davetiyle (geçmişteki Sabancı Holding referanslarımız aracılığıyla) oyuna girdik.
En önemli motivasyonumuz, şirketi yalnızca yeraltındaki kaynağı ekonomiye kazandırmak odaklı değil; yer üstündeki yaşamı, üretimi, toplumsal dokuyu ve doğal değerleri koruyarak uzun vadeli bir kalkınma çerçevesi kurabilmek konusunda ikna etmiş olmamızdı. Proje kapsamında flora-fauna çalışmaları, biyolojik çeşitlilik eylem planı, habitat restorasyonu, sürdürülebilir orman yönetimi, sosyal etki değerlendirmesi, toplum sağlığı ve güvenliği, yerel istihdam ve yerel satın alma çalışmaları ve çok daha fazlasını içeren kapsamlı bir Toplumsal Kalkınma Programı'nı hayata geçirmeyi hedefledik.
Toplumsal Kalkınma Programı
Toplumsal Kalkınma Programı; yerel istihdamı artırmayı, mesleki yeterlilik ve girişimcilik eğitimleri sunmayı, köylerde tarım ve hayvancılığı desteklemeyi, yeni geçim kaynakları oluşturmayı ve altyapı, eğitim, sağlık ve ulaşım hizmetlerine erişimi güçlendirmeyi önceliklendiriyor.
Gerçek kalkınma, kadınların ekonomik ve toplumsal olarak güçlenmediği bir yerde eksik kalır.
Kadının Emeği Kadının Gücü Projesi
Bu projede bizim için en değerli önceliklerden biri ise kadınların güçlenmesine açılan alan: "Kadının Emeği Kadının Gücü Projesi." Bu yaklaşımla kadın kooperatifi kuruluşu, üretim merkezi ve köy bakkalı desteği, eğitimler, satış-pazarlama ve projelendirme adımlarıyla yerel kalkınma potansiyelini ve mikro üretim dinamiklerini kısa sürede ayağa kaldırmayı başardık.
En Güçlü Dönüşüm, En Çok Eleştirilen Alanların Merkezinden Başlıyor
Etki Fabrikası olarak bu projenin bir parçası olmak ve toplumsal kalkınma programı çerçevesindeki çalışmalara katkı sunmak bizim için çok kıymetli.
Bazı projeler, ait oldukları sektörün önyargılarını dönüştürüyor. Bazıları ise o sektörde işlerin nasıl daha iyi yapılabileceğini gösteriyor. Bizce Muratdere'de asıl mesele tam da bu: Madenciliğin odağına bu kez gerçekten insanı, doğayı ve yerel kalkınmayı koyarak bunun mümkün olduğunu göstermek. Ve bazen en güçlü dönüşüm, tam da en çok eleştirilen alanların merkezinden başlıyor...